AKÇAY’DA GERÇEKLERİ ÇARPITANLARA CEVABIMDIR
Akçay Terminali yanında yapılan ve kamuoyuna “mal alımı” olarak anlatılmaya çalışılan yapı ile ilgili yapılan akla ziyan açıklamalar, gerçekleri örtbas etmeye yönelik bir çabadır.
Yargı sürecinin devam ettiği ve soruşturma aşamasındaki bilirkişi raporuyla yapılan işin “mal alımı” olmadığı ve kamu zararının 32milyon574bin lira olduğu rapor edildiği ve dosya açık olduğu yani soruşturma devam ettiği halde; “soruşturmaya gerek görülmedi” demek alenen kamuoyunu aldatmaya yönelik bir söylemdir.
Herkese lakap takıp bu şekilde insanları aşağılamaya kalkana ben de “BAY NEREDEN NEREYE (!)” diyorum.
Bugün kamuoyuna “iş bilmezlik” suçlaması yöneltenlerin, önce kendi dönemlerinde yaptıkları işlemlere bakmaları gerekir.
Bay Nereden Nereye (!), Akçay’da ki gerçekleri çarpıtmak için ne kadar çırpınırsa çırpınsın faydasız. Zira gerçekler tamamen farklı.
İşin gerçek yüzü neymiş kamuoyu da bilsin.
- ÖNCE İHALE, SONRA KARAR: BU NASIL BİR İŞ BİLMEZLİKTİR?
–Tarih 05.02.2024 → Dönemin Genel Müdür ve Yardımcısı İhale onayı vermiş
– Tarih 07.02.2024 → Yönetim Kurulu Kararı Olmadan İhale yapılmış
– Tarih 08.02.2024 → Hala Yönetim Kurulu Kararı yok ama Sözleşme yapılmış. Sanki yangından mal kaçırırcasına.
– Tarih 15.02.2024 → Nihayet; Alım yapılması için Yönetim kurulu kararı alınmış
Yani yönetim kurulu kararı olmadan yapılamayacak olan ihale yapılmış, sözleşme imzalanmıştır.
Ya yönetim kurulu yok sayılmıştır ya da sonradan karar uydurulmuştur. Her iki durumda vahimdir ve kabul edilemez. Bu “iş bilmediklerinin” açık bir göstergesidir.
- BU MU MAL ALIMI?
KAĞIT ÜZERİNDE MAL, SAHADA İNŞAAT…
Kamuoyuna “mal alımı” diye anlatılan masaldaki yapı, aşağıdaki görsellerde açıkça görülmektedir.


İskeleleri bile üzerinde olan çok katlı bu yapıya “mal alımı” demek; kamuoyunun aklıyla alay etmektir.
Bu bir ürün değil, açıkça bir inşaattır.
- MAHKEME KARARI ORTADA:
ÖDEME USULE UYGUN DEĞİLDİR:14 MİLYON İADE
Tüm bu tartışmaların ötesinde bir gerçek daha vardır:
Mahkeme, 13.973.600 TL’nin iadesine karar vermiştir.
Bu ne demektir?
- “Her şey doğru değildi” demektir…
- “Süreç kusursuz değildi” demektir…
Buna rağmen “Sorun yoktu” iddiasında bulunmak nasıl bir ruh halidir anlaşılır gibi değil.
Mahkeme kararı ortadayken hâlâ kamuoyunu yanıltmaya çalışmak, gerçeği değiştirmez.
Bu karar, sürecin kusursuz olmadığını, yapılanın yasal olmadığını açıkça ortaya koymaktadır.
4. YIKIM BİR TERCİH DEĞİL, İMAR KANUNA GÖRE YASAL BİR ZORUNLULUKTUR.
Söz konusu yapı:
- İmar planında yeşil alan
- Uygulama planında park, yol ve trafo alanı
- Ruhsatsız ve kaçak yapı
Bu durumda yapılması gereken bellidir:
Yıkım bir tercih değil, İmar Kanuna göre yasal bir zorunluluktur.
“Yıkım yaptılar” diye eleştirenler, aslında hukuksuzluğu savunmaktadırlar.
14milyonun iadesine hükmeden mahkeme için “mahkeme süreci devam ederken binayı yıktılar ve kamu zararına sebep oldular” demek; gerçeklerin üzerini örtme çabasından başka bir şey değildir. Zira bunun mahkemenin yıkım kararı ve uygulanmasıyla uzaktan yakından ilgisi yoktur.
İmar kanunu ile bu mahkemenin ayırtını yapamayanları kamuoyu iyi tanımalıdır.
5. ORTADA BİR DEĞER YOKKEN; TAMAMLANMAMIŞ YAPIYA “25 MİLYONLUK YAPI YOK EDİLDİ” İDDİASI GERÇEK DIŞIDIR.
Gerçek tablo:
- Yapı tamamlanmamış
- Şartnameye uygun değil
- Hukuken geçersiz
Ortada iddia edildiği gibi “tam ve kullanılabilir bir değer” yoktur.
Asıl sorgulanması gereken:
Bu noktaya nasıl ve niçin gelindiğidir?
Hesap vermesi gerekenlerin, hesap soruyor pozları takınmasını da kamuoyunun takdirine bırakıyorum.
ALGI DEĞİL, GERÇEK KONUŞUYOR. GERÇEKLER ORTADA.
Bugün kamuoyuna gerçek dışı algı oluşturmaya çalışılmaktadır.
Ancak gerçekler çok nettir ve ortaya çıkma gibi bir huyu vardır.
- Karar yokken yapılan ihale
- Yapım işinin “mal alımı” gibi gösterilmesi
- İş bitmeden yapılan ödemeler
- Mahkeme kararıyla ortaya çıkan milyonluk sorumluluk
Bunların hiçbiri örtbas edilemez. Gerçekler ortadadır.
Halka hizmet; hukuku yok sayarak değil, yasa ve etik kurallara uyarak yapılır.
İşte bunu yaparsanız dört dörtlük yaşıyorsunuz demektir.
“Hayat üç buçukla dört arasındadır; Ya üç buçuk atarsın ya da dört dörtlük yaşarsın.” demiş üstad Neyzen.
Ve bizler için tüyü bitmemiş yetimin hakkı kutsaldır. Böyle bilir böyle yaşarız.
Şükürler olsun ki;
Bugüne kadar hiç üç buçuk atarak yaşamadık ve yaşamayız.
Bu arada, Bay Üçbuçuk sen nasılsın?
Ömür BOYUER














